|
İYİ
BİR ÖĞRETMENİN ÖZELLİKLERİ
(Öğrenci nasıl bir öğretmen istiyor?)
1. Çocuk ruhundan ve psikolojisinden
anlamalı,
2. Her hareketiyle öğrencilere örnek olmalı,
3. Öğretimden çok eğitime yer vermeli,
4. Etkileyici ve akıllı konuşmalı,
5. Yazısı okunaklı olmalı,
6. Çağdaş, sosyal, güncel olmalı
7. Öğretmeyi seven, öğrenmeyi sevdiren bir kişi olmalı,
8. Öğrencisiyle uyum içinde, tatlı sert olmalı
9. Olaylara zaman zaman öğrenci gözüyle bakabilmeli,
10. Öğrencilere her zaman kendi çocuğuymuş gibi yaklaşabilmeli,
11. Öğrencilere önyargısız yaklaşabilmeli,
12. Yapmacık tavırlardan uzak, sevecen anlayışlı olmalı,
13. Öncelikle işini çok sevmeli,
14. Öğrenci velileri ile iyi diyalog kurmalı,
15. Öğrenciler arasında her ne şekilde olursa olsun ayırım yapmadan eşit
davranabilmeli,
16. Düşünce özgürlüğünden yana olmalı,
17. Öğretmenlik yaptığı okulun adını en iyi şekilde temsil edebilmeli,
18. Öğrencilerini başkalarının yanında korumalı,
19. Disiplinli ve yönetici olmalı,
20. Ders dışında öğrencileriyle ilgilenmeli
21. Notu bir silah olarak kullanmamalı,
22. Öğrencilerinin kişiliklerine yönelik onur kırıcı sözler söylememeli,
23. Bağırıp çağırmadan sorunları konuşarak halletmeli,
24. Sabırlı ve toleranslı olmalı,
25. Öğrencilere ilk olarak doğruluğu ve dürüstlüğü öğretmeli,
26. Öğrencilerini başarılı olabileceğine inandırmalı ve güven duygusu
verebilmeli,
27. Dış görünüşe önem vermeli,
28. Öğrencilerini şefkatle severek onun duygularını paylaşabilmeli,
29. Ders kitapları dışında günlük hayattan örnekler verebilmeli,
30. Her zaman güler yüzlü olabilmeli,
31. Kendi şahsi olaylarını öğrencilere aktarmamalı,
32. Öğrencilerini ders çalışmaya teşvik edici olmalı.
ÖĞRENMENİN YEDİ PRENSİBİ
Su anda kurumlarımızın çoğunda hakim olan demode öğrenim anlayışına
göre, bilgilerin insanların kafalarına doğrudan doğruya depolanabileceği
kabul edilmektedir. Öğrenme bilgilerin, öğrenenin zihnine transferi
süreci olarak görülmekte, öğretme ise bu transferi etkili kılacak
şekilde paketleme işlemi şeklinde ele alınmaktadır. Öğrenme konusunda
araştırmalar yapan IRL adlı bir enstitü, yeni bir yaklaşımla öğrenmenin
dünyayla etkileşimden ve zekanın tecrübeden ayırt edilemeyeceğini
vurgulamaktadır. Bu enstitü öğrenme hakkında yedi prensip belirlemiştir.
1. Öğrenmenin sosyal boyutu çok önemlidir.
Okullar ve işyerleri çoğunlukla elemanlarını şu hatalı tercihi yapmaya
zorlar: öğrenmek veya sosyal faaliyetler yapmak. Belli bir meslek sahibi
yetişkinleri başarılı ve üretken kılan en önemli unsurlardan biri, iş
hayatlarıyla sosyal hayatlarını entegre etme yetenekleridir. Bu insanlar
şahsiyetlerini ve sosyal ilişkilerini işleri, bilgileri ve topluma
katkıları bünyesinde geliştirirler. Halbuki toplumumuzdaki öğrenci ve
işçilerden farklı davranmaları beklenmektedir.
2. Bilgiler toplulukların hayatlarıyla entegre haldedir.
Bilgi, faaliyet ve sosyal ilişkiler birbiriyle çok sıkı irtibat
halindedir. Bu bir aile için de geçerlidir, bir bilimsel araştırma
grubu, bir spor takımı, bir müzik grubu veya bir tasarımcılar ekibi için
de. Müşterek bir girişim çerçevesinde bir araya gelen insanlar işleri
yapma, konuşma, anlaşma yolları geliştirip bu metot, prensip ve
değerleri paylaşırlar. Bu oluşumları "icraat toplulukları" şeklinde
tarif etmek mümkündür, zira elemanlar sadece üye olmakla kalmamakta
ortak iş yapma usulleri de kullanmaktadırlar. Her fert birçok icraat
topluluğuna üyedir ve üye olmak için gayret eder. Bu topluluklarda
sosyal ilişkiler, faaliyetler etrafında teşekkül eder, faaliyetler
ilişkilere göre şekillenir, belli bilgiler ve uzmanlıklar fertlerin
kimliklerinin bir parçası haline gelir ve onların topluluktaki yerini
belirler. Müşterek bilgiler bu faaliyetin temelini teşkil ettiği için
öğrenme bir topluluğa üye olma ve sosyal faaliyetlere katılma aracıdır.
3. Öğrenme bir üyelik faaliyetidir.
Öğrenme tek başına bir ferdin faaliyeti değildir, başkalarıyla birlikte
iş yapmak için önemli bir araçtır. Öğrenmek bir insanın yeni icraat
topluluklarına girmesini, bunlara katkıda bulunmasını ve sürekli olarak
yerini gözden geçirmesini mümkün kılar. Her öğrenme faaliyeti ferdin
kimliğinde ve toplulukla ilişkisinde bir değişiklik getirir. Öğrenme
motivasyonunun artırılmasında, "katılım" arzusu ile bu katılımı mümkün
kılmada yeni bilginin rolü çok önemlidir. Başka bir ifadeyle, bir
topluluğun icraatına katılmak isteyen ve yapacağı katkıları değerli
kılacak yeni ve önemli bilgilere sahip kişilerin öğrenme motivasyonları
yüksektir.
4. Öğrenme pratikte bulunmaya dayanır.
Sınıflarda bilgi soyut olarak sunulur ve öğrencilerden bu bilgileri yine
soyut performanslarla sergilemeleri beklenir. Bilgiler dünyada saf halde
bulunmazlar. İnsanlar sabırlı bir gayretle, birçok durum ve faaliyette
yaptıkları gözlemler, edindikleri tecrübelerle bu bilgilere ulaşırlar.
Ömür boyu öğrenen üretken bir insan, yeni durumlara kolayca ve hızlı bir
şekilde adapte olup öğrenmesine devam eden ve her hali bir öğrenme
haline çevirebilen insandır. İnsanlar yeni bir faaliyetle meşgul
olduklarında veya yeni şartlarla karşılaştıklarında, öğrenmelerine devam
edebilmelidirler. Bu da yeni durumun özelliklerini, daha önceden
bildikleriyle ilişkisini, nelerin öğrenilmesi gerektiğini ve üretken
olmak için ne tür yeni bilgilere ihtiyaç olduğunu tasavvur etmeyi
gerektirir.
5. Katılım ve yetkilendirme ayrılmaz bir bütündür.
Fertler kimliklerini bir topluluğa yaptıkları katkıya göre algılarlar.
Bir topluluğa anlamlı bir katılım, o topluluğun hayatını olumlu yönde
etkileme gücünü gerektirir. Dolayısıyla en büyük öğrenme potansiyeli
doğuran durumlar, katılımcıların anlamlı ve aktif roller aldığı
durumlardır. Böyle durumlarda katılımcılar sadece kendilerini değil
bütün bir topluluğu etkileyecek gerçek faaliyetlerle meşgul olurlar.
6. Öğrenememe katılımdan uzak tutulmanın bir sonucudur.
Öğrenme, erişim ve imkanı gerektirir. İnsanlar marijinal veya deneme
kabilinden bir üyeliğe maruz kaldıklarında öğrenmekte güçlük çekerler.
Katılımla ilgili imtiyazların sınırlandırılması, anlamlı katkılarda
bulunma hakkını da sınırlar, dolayısıyla yeni şeyler öğrenme fırsatları
ortaya çıkmaz. Ayrımcılık ve hariçte tutma davranışlarının öğrenmeye çok
büyük olumsuz tesiri vardır.
7. Toplumumuz ömür boyu öğrenen insanlardan oluşan bir toplumdur.
İnsanlar her zaman birşeyler öğrenmektedir, ancak öğrendikleri bu şeyler
her zaman kendilerine veya topluma faydalı değildir. İnsanlar
kendilerine icraat hakkı tanıyan ve anlamlı katkılarda bulunma yetkisi
veren topluluklarda öğrenirler. Bir öğrenciyi, bir işadamını, bir
bilimadamını, bir solisti veya bir çete üyesini motive eden işte bu
duygudur.
Kaynak: IRL"s Seven
Principles of Learning: Challenging Fundamental Assumptions
http://www.21learn.org/cats/21S/7prin.html
|