Kıssadan Hisse

|Ana Sayfa|   www.fencebilim.com                   Bilimsel Haberler - Egitim - Teknoloji -  Bulus  - Fizik - Kimya - Biyoloji - icat - Sanat

Robot Projeler Deney İzle Haber Arşiv Üstün Yetenek Akıl Küpü Gökbilim İcatlar En-ver iletişim
Sağlık IQ Bilimsel Bilgi Bilim Adamları Zeka Oyunları Bilimsel Bilgi Sunular Gülmece Not-Not Deney Video
 

' Göçmen Kuşları '

 

Kıssadan Hisseler

- En iyi buğday
- Kavak ağacı ve kabak
- Kimin kulağı
-  Burçlar Var mı?
- Tezgahtar çocuk
- Göçmen Kuşlar
- Iraklı Çocuğun Şiiri
- Geleceğini Biliyordum
- Sizin Eğitim Sisteminizde
-  Para Üstü
-  Sırtımızdaki Yükler
-  Badem Şekeri
-  Japonya'da yaşanmış bir olay
-  Tıp Fakültesinde
-  İnsanı Tanımak
-  Bizim Zamanımızda
 
 
   
 

Tanınmış gezgin Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gürdü.

Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı. Onlar bu son hareketleriyle yaşamlarına son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarına bırakırken çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardı.

 
 
 
 

Bu olaya yalnızca Thomas Cook değil, o bölgedeki balıkçılarda yıllardır tanık olmuşlardı. Kus bilimcileri ise, yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfediyorlar, fakat onların, birbirleri peşi sıra kendilerini ölümün kucağına atmalarının nedenini bir türlü çözemiyorlardı.... Gerçek geçtiğimiz yüzyılın ortalarında anlaşıldı. Bu trajik olayın yaşandığı yerde bir zamanlar bir ada vardı. Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu ada, bir deprem sonunda okyanusa gömülmüştü. insanların yok olduğunun bile farkına varamadıkları ada, göç yollarının ortasında kuşlar için vazgeçilmez "dinlenme" durağıydı. Kuşlar binlerce yıllık kalıtımsal alışkanlıklarıyla adanın yerini bilmekteydiler..

Yıpratıcı uzun yolculuklarının ortasında biraz dinlenebilmek ve toparlanabilmek için yine binlerce yıllık kalıtımsal güdüleriyle, okyanusun ortasındaki adaya geliyorlardı ama...olması gereken yerde adayı bulamayınca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına bırakmak zorunda kalıyorlardı... Söz kendini toparlamaktan açılmışken soralım sizin hiç "kendinizi toparlayacağınız" bir adanız oldu mu? Yasamın uzun göç yollarında acaba sizinde bir yudum taze soluk alabileceğiniz yolunuzun kalan bölümüne dinç olarak devam etmenizi sağlayabileceğiniz bir adaya sahip olabildiniz mi? Bir gün yerinde bulamadığımızda ise ona ille de ulaşmak ve sığınmak için basınız dönercesine, dengeniz bozulurcasına çırpınıp kanat çırptığınız bir ada oluşturabildiniz mi yaşamınızda kendinize? Her şeyi sınırsızca paylaşabileceğiniz bir dost, yola birlikte çıkacak denli güven duyduğunuz bir arkadaş, size her zaman huzur verecek bir eş, ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi? size gelen size sığınan... sizin gittiğiniz, sizin sığındığınız sizin bulduğunuz dostlarınızı bir düşünüverin. Sonra da gerçeği görüverin gözlerinizle....